İçereği Atla

Ev Sahibi "Almanya'dan oğlum gelecek" Diyerek Sizi Evden Çıkarabilir Mi ?

30 Mart 2026 yazan
Ev Sahibi "Almanya'dan oğlum gelecek" Diyerek Sizi Evden Çıkarabilir Mi ?
KAR HUKUK & DANIŞMANLIK

​Birçok vatandaşta kafa karışıklığı yaratan, kiracı ve kiraya veren (çoğunlukla ev sahibi) arasında uzun yıllardır yaşanan diyaloglardan olan ve filmlere dahi konu olarak ikonikleşen "Almanya'dan oğlum gelecek" minvalindeki gerekçeler sizi halihazırda oturduğunuz evden çıkartabilir mi ? Hukuk bu işe ne diyor ?


Öncelikle akıllara hep kiraya verenin doğruyu söyleyip söylemediği, somut olayda "samimi, yakın ve gerçek" bir gereksinim sebebiyle mi kiracının tahliye edilmek (çıkartılmak) istendiği gelmektedir.  Kiraya verenin gerçek iradesi ile yapılmak istenen arasında bir aldatma amacının olup olmadığı merak konusudur. Bu durumda somut olayda her zaman kiraya verenin temeldeki gerçek iradesi ile beyanı arasındaki tutarlılığa bakmak gerekmektedir.


Mevzuata bakılacak olursa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 350'nci vd. maddeleri bize bu hususu açık bir şekilde göstermektedir;

"F. Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi

II. Dava yoluyla

1. Kiraya verenden kaynaklanan sebeplerle

a. Gereksinim, yeniden inşa ve imar

MADDE 350- Kiraya veren, kira sözleşmesini;

1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,

2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.

b. Yeni malikin gereksinimi

MADDE 351- Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir. Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir."

Her ne kadar mevzuat hükümleri kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu vb. kişilerin konut yahut işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu bulunduğunda kiracıyı çıkartma imkanı tanısa da bu zorunluluk ve gereksinim sebeplerinin gerçekle örtüşmesi, dahası bahsi geçen gereksinimlerin (ihtiyaçların) delillerle desteklenerek kanıtlanması gerekmektedir. Yani bir başka deyişle kiraya verenin gerçekten "Almanya'dan oğlu gelecek" olabilir ve oğlunun Türkiye sınırları içerisinde samimi ve gerçek bir gereksinimi ihtiyacı varsa ve bu gereksinim dava yoluyla kanıtlanırsa kiracıyı kiralanandan çıkartabilir. Zira Yargıtay kararları da benzer şekilde bu hususlar üzerinde durmuştur.

Örneğin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2015/7043 Esas, 2015/7734 Karar numaralı 2015 yılında verdiği bir kararında ihtiyaç iddiası ile ilgili şu cümlelere yer vermiştir;

"İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arz etmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir."

​Görüldüğü üzere pek tabii mevzuat hükmü gereği ihtiyaca dayalı tahliye davası açılabilse de Yargıtay tarafından bu ihtiyacın samimi, zorunlu, yakın ve gerçek olduğunun ispat edilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Bu nedenle hangi ihtiyacın samimi ve gerçek olduğunun, hangi ihtiyacın ise salt menfaat içerdiğinin her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. 

​Bu nedenle hukuki ve profesyonel destek alınması hak kayıplarının önlenmesi ve hukuka aykırı durumların önüne geçmek için oldukça elzemdir.

KAR Hukuk & Danışmanlık olarak, her somut olayı kendine özgü dinamikleriyle analiz ediyor ve olası hak kayıplarının önüne geçmek için profesyonel çözümler üretiyoruz. Tahliye süreçlerinde hatalı adımlar atmamak ve yasal haklarınızı doğru zeminde savunmak için hukuk ofisimize ulaşabilirsiniz. Detaylı bilgi ve randevu için bizi telefonla arayabilir veya WhatsApp üzerinden profesyonel ekibimizle doğrudan iletişime geçebilirsiniz."





Hukuk bu konuda ne demiş ?

Dinamik parçacığınız burada görüntülenecek... Bu mesaj, içeriğini almak için yeterli seçenek sağlamadığınız için görüntülenir.